Spoiler
Kitap Riddle evinde başlıyor, Riddle ailesi o evde yıllardır oturmamasına rağmen oraya hala ''Riddle Evi'' deniyor. 50 Yıl önce orada korkunç bir olay gerçekleşmiş. Riddle ailesi ölü bulunmuş, hizmetçi hemen koşup köyün sakinlerine koşup haber veriyor. Ev ev değil köşk gibi zaten oranın en güzel ve heybetli eviymiş vakti zamanında. Bu cinayetten eski asker ve evin bahçıvanı olan Frank Bryce suçlanır. Köyün barında da dedikodu sahneleri vs. falan diyaloglar vardı. İşin garip tarafı o cesetlerin hiçbirinde darp, kurşun izi, boğma, kesme vb. hiçbir iz yok! Uyuyor gibi ölmüşler sadece. Yetersiz delil nedeniyle polisler onu serbest bırakır. Cinayet günü küçük bir çocuk gördüğünü söyler sadece polislere ama tabii köy halkı buna inanmaz, polis de inanmamıştır ama mecburen serbest kalır. O çocuğun kim olduğunu söylemeye gerek yok zaten. :D Yıllar geçer, 50 yıl sonrası işte. Frank, Riddle Evinin biraz uzağındaki klübesinde kalmaktadır. Köy halkının çocukları ona hep taş atar, kızdırır, sataşır. Bir gün gece yarısı Riddle Evi'nde garip şeylerin döndüğünü fark eder. Hemen apar topar o eve gider. Karanlığın içinden ilerler (film de buradan başlıyordu) orada konuşan Kılkuyruk ve Voldemortu görür, bunlar Bakanlıktan kaçırdıkları biz kız hakkında ve yapacakları planlar hakkında konuşmaktadırlar. Şömineyi yakmışlar, Voldemort yüzünün görünmemesini istediği için koltuğu ters dönük halde şömineye bakmaktadır. Nagini geliyor içeri giriyor, söylüyor Voldi'ye, o Muggle'ı içeri alıyor. Bir süre tartışıyorlar, Frank zaten masum katil de o değildi. Kaçırdıkları kız hakkında da bunları ihbar edeğini söylüyor. Karım burada olduğumu biliyor, eski askerim sizden korkmam diyor ama Voldi'ye yüzünü göstermesi için ısrar edince o da dönüyor, döner dönmez de Bryce çok büyük bir çığlık atıyor! Sonra da laneti yiyip ölüyor.
Harry bu anı rüyasında görmüştür, o rüyaların sebebi de var da söylemeyelim. Bilen bilir. Fakat filmde Kovukta uyanır Harry, hemen habersiz bir şekilde nereye götürüldüklerini bilmeden Dünya Kupasına giderler. Kitapta böyle pat diye olmuyor işte olaylar. Privet Drive'da uyanıyor. Depresif bir havada sabaha karşı daha gün doğmamış. Yara izi de acımaktadır. Çok büyük bir korkuya kapılır. Vaftiz babası Sirus'a kendine gelince mektup yazar ama rüyadan bahsetmez. Burada başka şeylere de girerdim ama 3.kitaba kadar girer bu konu boşverelim. Yara izi en son acıdığında Voldemort'un yakınındaydı, şimdi de öyle olabilir mi diye mutsuz bir havada camdan sokağa bakar ama bunun saçma olduğunu düşünür, aynada kendi kendine boş boş tedirgin bir halde bakar. Kahvaltıya iner falan geçelim bunları, mektuplaşma fastlarını da geçelim.
Weasley, Dursley'lerin evlerine gelirler. Hem de şömineden. Bunlar kapıdan geleceklerini bekliyorlardır. Fred ve George de yere büyülü şekerler atarak Dudley'e şaka yaparlar. Dili çok uzar. :D annesi babası telaşlanır sonra Mr.Weasley onu düzeltip uçuş tozuyla kovuğa döner. Ev sahnesi de uzundu biraz diyaloglar vardı ama tek taraflıydı hepsi, çünkü Dursley ailesi şoktaydı. :D Kovukta Harry, Bill ve Charlie ile tanışır ama filmlerde Bill ile Ölüm Yadigarlarında tanışmıştı, sanırsam da Charlie hiç gözükmedi filmlerde. Dışarıda akşama kadar yemek yerler, Quidditch üzerine detaylı bir konuşma yaparlar, ertesi sabah da gideceklerdir, filmdekinin aksine haberleri vardır. İkizlerin şakaları, cisimlenme ve Percy'in yeni yaşamı ve işi, düzeni hakkında da güzel şeyler vardır ama filmlerde hep es geçilmiştir, özellikle de Percy. Percy ve Ron hiç anlaşamıyor olsa da ben çok severim Percyi ama en havalı Weasley bence Bill.
İşte sabah giderler, gidiş kısmı benziyor. Percy, Bill ve Charlie ise cisimlenerek öğleden sonra gidiyor. Onlar büyük diğerleri küçük henüz yapamazlar yasak küçüklere zaten bir de sınavı geçmek gerek, tehlikeleri var. İrlanda-Bulgaristan çadırları, taraftarlar falan var filmdeki gibi, anahtarlar ve Diggory fastını geçtim filmde vardı. Filmde Quidditch maçı gösterilmedi, sadece oyuncuları gördük ama o kadar. Maçta Hasan Mustafa diye hakem vardı. Cinperileri, Veelalar, kutlamalar ve kavgalar oldu ama maçı İrlanda aldı, Bulgarlardan Krum Snitichi yakaladı ama puanları yetmedi ki bilerek tuttu bile bile yoksa yenileceklerdi daha büyük bir fark olmasın istedi. Harry maç başlamadan önce Winky diye bir ev ciniyle tanışır, Dobby'in de arkadaşıymış. Sürekli devrik konuşuyor, top burunlu ve ağlamaklı bir hali vardır.
Maçtan sonra saldırıya uğruyorlar biliyorsunuz, Ölüm Yiyenler Muggle'ları öldürmek istiyor. Bulanıkları da. Filmdeki gibi Harry bayılmıyor tabii ama asasını kaybediyor. Ölüm Yiyenlerden biri almış çaktırmadan onun asasıyla göğe Voldemort'un işaretini atıyor. Malfoyla Ormanda atışmaları da vardı. Percy, Bill, Charlie direkt bunlarla savaşıyor babalarına yardım ederek. 3'lü saklanıyor, Fred ve George da gitmiştir yanlarında Ginny ile. Karanlık İşareti kimin bıraktığı bilinmiyor sonra da kaçtılar ama asa Winky'in elinde ortaya çıkar. Winky ağlamaklı bir şekilde ben yapmadım efendim, sadece onu buldum der. Doğru da söylüyordur. Harry'ler ona inanır, o sırada bakanlık ile Mr. Weasley şiddetli bir tartışma yaşarlar. Onlar Harry yaptı, bazıları da Winky yaptı der. asa kontrol edilir, o asadan çıkmıştır morsmordre büyüsü ama Harry'nin yapmadıklarına inanırlar ama Winky işinden olur. O sahneler baya aksiyonlu ve heyecanlıydı, tüm ışıklar sönüyor yangınlar ve saldırılar falan. Bu sahnelerin hepsi ayrıntılıydı. Filmlerde Winky'i görmek isterdim sevdim ben devrik konuşma tarzını.