Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi

Takao

  • Dalgaakın Beyblade Takımı
  • *
  • Toplam İleti 5161
  • BeyPuan 10854
  • Foruma Hoş Geldiniz
    • Gereksiz Ekran
Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« : Haziran 28, 2017, 00:42:12 »
Takao Aoki'nin sitesindeki tek arka plan hikayesi Yuri'ye ait. Onun için de ayrı bir yeri var sanırım.

Japonca: http://sakura2factory.web.fc2.com/novel.html

İngilizce: https://worldbeyblade.org/Thread-Tala-s-backstory-smoothed-out-translation

Türkçe:


Takao Aoki arka plan hikayesine başlamadan şunları yazıyor:
"Yuri (Ivanov) Bakuten Shoot'un ilk sezonunda Takao'nun son ve en güçlü rakibi olarak tanıtılmıştı.
Karakteri yarattığım andan beri (2000'in yazı) en beğendiklerimin arasındaydı, bu yüzden hemen nasıl yetiştirildiğini ve üzücü geçmişini başka fikirlerimle birlikte kaleme döktüm.
Bu yazdıklarımı mangaya da eklemek istemiştim ama kısmet değilmiş.
Arka plan hikayesini manganın 12. cildinin sonuna koymak istemiştim. 2003 sonbaharında fikir ve resimlerimi yazar Tachimori Megumi'ye kitaplaştırılması için getirdim.
Ne yazık ki çeşitli sebeplerden dolayı bu hikaye mangada yer bulamadı, ancak yazdıklarımı seve seve burada paylaşabilirim.   
Umarım Beyblade dünyasını mangadakinden farklı bir açıyla görmek hoşunuza gider."


1999 kışı:
Kuvvetli bir çarpışma sesiyle, havaya fırlayan Beyblade parçalara bölündü.
Sanki antrenman yapan 100'den fazla çocuk aynı anda nefeslerini tuttu ve Beyblade arenası sessizliğe büründü. Karşılaşmayı kaybeden ve Beyblade'i paramparça olan olan çocuğun çığlığı sonunda sessizliği bozdu.
Çocuğun çığlıkları kısa süre sonra diğer çocukların sesleri arasında kayboldu.

Yerde kıvrılmış duran çocuk yanından geçtiğim esnada dönüp bana baktı.
Gözünde sırf mağlubiyetinin acısı değil, güçlü savaşma arzusu da gözüküyordu. Ayağa kalkıp antrenmanına döndü, başka seçeneği yoktu. Ben dahil hiç birimizin başka seçeneği yoktu.

"Neye bakıyorsun orada, Yuri?" diye seslendi Boris çekinerek. Arkamda olduğunu biliyordum.
"Yağan kara" diye cevap verdim sorunun arkasındaki anlamı görmezden gelerek.
"Peki" diye cevap verdi, sonra sustu.
Kulaklarımızı Beyblade'lerin kükremeleri ve antrenman makinelerinde nefese nefese kalanların sesleri doldurmuştu. Volkov'un davetini kabul ettiğimden beri her gün böyle geçiyordu.

Az uzakta Severodvinks limanı Barent denizine uzanıyordu. Kıyının ötesine denizin yüzeyi tamamen buz kaplıydı ve kar acımasızca yağmaya devam ediyordu. Toprağı görebileceğimiz kadar karların erimesine daha çok vardı.
Gerçeği isterseniz bu manzarayı büyüleyici buluyordum ve toprağın hiç gözükmemesini tercih ederdim.

"Kar ne hoş" dememden sonra Boris arkamdan yanıma geçip hafifçe kafa salladı. Bu düşünce sırf bize ait değildi, buradaki çoğu çocuk bu buzlar dünyasına bağlı hissediyordu.
Her şeyi gömüp vücudun titremesine sebep oluyordu ama olmazsa olmazdı.
Zengin fakir, mutlu mutsuz ayırt etmeden yağmaya devam ediyordu. Fakirlik ve mutsuzluğu iyi tanıyan, buraya zor hayatlarından kurtulmaya gelen çocukların karı sevmemesi olanaksızdı.
Karın acılı anıları nasıl gömdüğünü herkesten iyi biliyorlardı.

Mutlu anılarım da yok değil. Babam gururlu bir askerdi ve annem ise neşeli ve nazikti, ayrıca muhteşem bir aşçıydı. Anılarımın derinliklerinde evimizi dolduran sıcaklık ve gülüşmeler var, ancak bunlar uzak ve silik anılar.
SSBC'nin çöküşü ve peşinden gelen rejim değişikliğinde babam işini kaybetti, eski şanlı günlerinin özlemi onu alkolik olmaya itti. Bir zamanlar gururlu bir asker, şahane bir koca ve baba olan adam artık yoktu.
Sıkça bana ve anneme sebepsiz yere el kaldırırdı. Günlerini kendi zavallılığında boğularak geçiriyordu.

Bir zamanlar yüzünden gülüşü düşmeyen annemin burnunun direği sızlıyordu ve gözleri korku doluydu. Yarım yıl dayanabildi babama, sonrasında bizi terk etti.
Annemin kayboluşundan sonra babam daha da saldırganlaştı. Annem bir gün döner ve babam eskiden olduğu gururlu kibar adamı hatırlar umuduyla evde kaldım.
Boris'le tanıştığımda babamın zorlamasıyla ona içki ve yemek getirmek için hırsızlık yapıyordum. O da benimkine benzer bir durumdaydı ki tek bakışta anlamıştık birbirimizi.


İkimiz birlikte insanları dolandırdık. O günlerde gözle görülür bir değişiklik olmasa da bizde, ortaklığımız ikimizi de kurtarmıştı.
Dolandırıcı olduğumuz haberi kısa sürede kasabaya yayıldı ve bir gün kasabın tuzağına düştük. Bizimki gibi küçük ve fakir bir kasabada yasalar doğru düzgün işlemezdi, bizim gibi kaçışı olamayan bir tuzağa düştünüz mü ayvayı yediniz.

Tam pes ettiğim anda Volkov elini uzattı. Ülke çapında atletik kabiliyetleri olan gençleri arıyordu. Başta davetinden şüphe duymuştum ve amacı nedir çözememiştim. Ayrıca kafayı yemiş olmasına rağmen yine de babam olan adamı ve bir gün döneceğini umduğum annemi terk etmek istemedim. Eski anılara tutunuyordum, ancak aşağı baktığımda karşımdaki soğuk kaldırım ve içinden kirli tırnaklarım gözükecek kadar delik deşik olan ayakkabılarımın manzarası da görmezden gelinebilecek bir gerçeklik değildi.

Şimdi hem Boris hem ben buradayız, Volkov'un eğitim merkezinde. Güçlenmek istiyoruz. Dünyayı Beyblade'lerimiz ile fethedeceğiz.


"Neye bakıyorsun orada, Yuri?" diye tekrar sordu Boris, yüzündeki endişeden aslında "peki buradan sonra ne olacak bize" diye sormak istediğini anladım bu sefer.
Burada kalırsak ne aç kalacağız, ne soğuktan titreyeceğiz, hatta rahatça uyuyabiliriz de. Başımıza gelenlere kıyasla burası cennet gibi. Tabii güçlü kalabildiğimiz sürece burada kalabileceğiz.
Dünyanın en iyi Beyblade'cisi olmak isteyen bine yakın çocuk vardı burada. Kaybeden eleniyor, her gün mağlupların eğitim merkezinden atıldığını izliyorduk.
Antrenmanların zorluğu, kaybetme ihtimalinin baskısı Boris'i endişelendiriyordu.

Ancak ben bu endişeyi paylaşmıyordum. Biliyordum ki burada benden güçlüsü yok, yenilmem mümkün değil. 
Neye mi bakıyorum? "Geleceğe" deyip gülümsedim.
Dünya'yı Beyblade'imle fethetmek, önümdeki parlak yol buna gidiyordu.
"Bakacak başka yer mi var?" dedim.
Boris kafasıyla onayladı, yüzündeki endişe kaybolmuştu.


Çeviri: @E_Kare
  • 0
  • 0

Daichi

  • *
  • Toplam İleti 2632
  • BeyPuan 10637
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #1 : Haziran 28, 2017, 14:11:38 »
İngilizcesi ağırmış mangadaki gibi herkesin anlayacağı gibi değil. Ben çeviremedim.
  • 0
  • 0

Samir

  • *****
  • Toplam İleti 1230
  • BeyPuan 282
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #2 : Haziran 28, 2017, 14:17:30 »
İngilizcesi ağırmış mangadaki gibi herkesin anlayacağı gibi değil. Ben çeviremedim.
Baktım Çok İyi Bir İngilizce Gerektiriyor
Daha Doğrusu Amerikan İngilizcesiyle Yazıldığından Çevirmek Çok Zor
  • 0
  • 0

Emlakçı Oytun

  • *
  • Toplam İleti 3285
  • BeyPuan 5810
  • Beyblade Crawlerz Takımı'nın Özgüveni! Durangaaaa!
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #3 : Haziran 29, 2017, 02:24:02 »
Çok çarpıcı ve yazınsal bir öyküydü. Bir an Raskolnikov'un öyküsünü okur gibi sezinledim kendimi. Takao Aoki bence animenin yanı sıra roman da yazabilecek nitelikte kesinlikle. İngilizce çevirinin niteliğinden mi bilmiyorum; ancak olay örgüsü, sözcük dizimi ve akıcılık bakımından son derece büyüleyiciydi.  8)
  • 0
  • 0

bladçi

  • *
  • Toplam İleti 5012
  • BeyPuan 1555
  • 3 2 1 hazırrrrrrrrrrrr ateş AnadoluBeybladeTakımı
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #4 : Temmuz 01, 2017, 14:38:52 »
Çok çarpıcı ve yazınsal bir öyküydü. Bir an Raskolnikov'un öyküsünü okur gibi sezinledim kendimi. Takao Aoki bence animenin yanı sıra roman da yazabilecek nitelikte kesinlikle. İngilizce çevirinin niteliğinden mi bilmiyorum; ancak olay örgüsü, sözcük dizimi ve akıcılık bakımından son derece büyüleyiciydi.  8)
çevirdin mi ???
  • 0
  • 0

Emlakçı Oytun

  • *
  • Toplam İleti 3285
  • BeyPuan 5810
  • Beyblade Crawlerz Takımı'nın Özgüveni! Durangaaaa!
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #5 : Temmuz 01, 2017, 17:25:41 »
  • 0
  • 0

Takao

  • Dalgaakın Beyblade Takımı
  • *
  • Toplam İleti 5161
  • BeyPuan 10854
  • Foruma Hoş Geldiniz
    • Gereksiz Ekran
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #6 : Mayıs 06, 2020, 16:35:41 »
Çeviri teklifim hala geçerli. Eski İngilizce kaynağın bulunduğu site kapanmış ama yeni bir İngilizce kaynak buldum. Bu arada dikkatimi çeken şey başlangıçta 1999 kışı demesi. Manganın o yıl çıkmaya başladığını biliyordum ama hikayenin de gerçekten o yılda geçtiğini bilmek güzel oldu.
  • 0
  • 0

Radek_Eren

  • *
  • Toplam İleti 1578
  • BeyPuan 18489
  • En sevdiğim Beyblade WizardRod'dur.
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #7 : Mayıs 06, 2020, 18:05:47 »
Spoiler
Aoki Takao'nun önsözü

Yuri Ivanov, Beyblade'nin ilk serisinde ana karakter Kinomiya Takao'nun en güçlü ve son rakibi olarak ortaya çıktı.
Karakter yaratma açısından (2000 yazında) sevdiğim karakterlerden biriydi, bu yüzden hemen onun küçüklüğü ve
üzücü geçmişi ile birlikte başka fikirler aklıma geldi. Sonunda mangaya dahil etmeyi düşünüyordum, ama bunu gerçekleştiremedim.

Bu parçayı cilt 12'nin sonuna koymayı düşündüm. 2003 sonbaharında çizimlerimi ve fikirlerimi romancı Tachimori Megumi'ye
getirdim ve romanı oluşturdum.

Ne yazık ki, çeşitli nedenlerden dolayı cilt 12'nin sonuna koyamadım. Ancak burada yayınlayabildiğim için mutluyum.

Resimler o sırada çizdiğim şeyler.

Dünyadaki tüm mangalarda bulunandan biraz farklı bir bakış açısını sevmeniz, beni mutlu eder.



1999 Kışı

Şiddetli bir darbe sesi ile, havaya fırlayan Beyblade paramparça oldu. İçinde yüzden fazla çocuğun nefeslerini içinde tuttuğu
Beyblade alanı birden sessizleşti. Bu sessizliği bozan şey ise, yenilen ve Beyblade'i kırılan çocuğun çığlığı oldu. Bu çığlık
sesi ise diğer çocuklar tarafından bastırıldı.

Çocuk yere yığıldı, kırılan Beyblade'in parçalarını topladığı sırada bana baktı. Gözlerinin içine bakınca, sadece yenilginin
acısını değil, mücadele azmini de gördüm. Bir kez daha ayağa kalktı ve antrenmana geri döndü. Savaşmak ve kazanmak dışında
başka bir şey yapmak mümkün değildi. Ben de dahil olmak üzere hepimiz için geçerliydi.

''Sen neye bakıyorsun, Yuri?'' diye sordu Boris. Arkamda olduğunu biliyordum.

''Kar.'' diye cevapladım.

"Anlıyorum," dedi Boris, susmadan önce. Kulaklarımız Beyblade'lerin sesi ve eğitim makinelerindeki titiz
egzersizin nefes nefese sesi ile doluydi. Volkov'a katıldığımdan beri, hergün aynı şey oluyordu.

Gözlerimi açınca Severodvinsk limanını gördüm. Kıyı şeridinin ötesinde Beyaz Deniz tamamen buzla kaplıydı ve kar acımasızca
yağmaya devam ediyordu. Karın, dünyanın tekrar ortaya çıkana kadar erimesi zaman alacaktı.

Hayır, dünya hiç ortaya çıkmasaydı daha güzel olurdu. Beyaz karlar beni büyüledi. Bu manzarayı sevdim.


"Kar güzel," dedim doğal olarak. Boris arkadamdan yürüdü ve hafifçe başını salladı. Bu şekilde hisseden sadece
biz değildik; buradaki çocukların çoğu da muhtemelen kardan etkilenmişti.

Her şeyi gömdü ve soğuk heryeri kapladı. Ama ayrım yapmıyordu. Zenginler ve fakirler ya da mutlu ve mutsuzlar
arasında ayrım yapmadan düşmeye devam etti. Yoksulluğu ve mutsuzluğu bilen çocuklar ise kardan hiç hoşlanmazdı.

Mutlu hatıraların ne demek olduğunu biliyordum. Babam gururlu bir askerdi ve annem kibar, neşeli ve harika bir aşçıydı.
Anılarımın derinliklerinde sıcak bir ev vardı ve içeride kahkaha sahneleri vardı. Ama bu zayıf bir hatıraydı.

Ülke rejimi değiştiğinde babam askerlik işinden oldu. Gurur ve hırsını kaybetti. Tutunabileceği tek şey
geçmişin ihtişamı ve daha iyi günleri hatırlamaktı. Eskiden gururlu bir asker, annemin kocası ve babam olan insan
alkol bağımlısı oldu. Birçok kez sebepsiz yere eşine ve oğluna el kaldırdı.

Bir zamanlar, hep gülümseyen annem ise üzülüyordu ve gözünde korku vardı. Yarım yıl sonra annelik sorumluluğundan kaçtı
ve bizi terketti.

Annenin ortadan kaybolmasından sonra babamın uyguladığı şiddet daha da kötüleşti. Yine de onun yanında kaldım.
Annem bir gün dönecekti. Babam sonunda gururlu ve nazik bir adam olacaktı. Hep bunu umuyordum.

Bu yüzden ona yiyecek ve alkol getirmemi talep ederken beni zulmeden babamla kaldım. Yaşamak için çalmak zorundaydım.
Bu sırada Boris ile tanıştım.

O da benimkine benzer şeyler yaşamıştı. Bu yüzden sokaklarda buluştuk ve bir bakışta birbirimizi anlıyorduk

İkimiz de insanları kandırıp, çalıyorduk. Bu zor günlerde gelişme olmasa bile, birbirimizi hep kolladık.
Bazen gülümsemem geri dönüyordu, ama bu gülümseme sahte bir yaşamın getirdiği bir yanılsamadan başka bir şey değildi.


Sürekli çaldığımızı bilen insanlar Boris ve bana hep dikkat ettiler ve bir keresinde kasap dükkanının sahibi
tarafından kurulan bir tuzağa yakalandık. Kaçamadık. Elbette fakir bir kasabada yasalar işlemezdi.
Yakalandığınızda, polise teslim olmaktan bile daha kötü şeyler olurdu.

Sonumuzun geldiğini düşünüyordum.

Umudumu yitirdiğimde, Volkov yardım elini uzattı.

Volkov, büyük bir atletik yetenekleri olan çocuklar için Rusya'nın topraklarını, bir adamın hırsını
elde etmek için ovuyordu.

Volkov'un davetine ne yanıt vereceğimden emin değildim. Gerçek amacı ise benim için büyük bir gizemdi.
Ben ise hem ahlaksız hem de küfür eden, ama hala babam olan adamda ve dönmesini umduğum annemi düşünüyordum.

Soluk ama mutlu hatıralara tutundum. Ama gözlerimi açtığımda ortaya çıkan şey, uzun ve pis ayak tırnaklarını açığa
çıkaran, delikleri olan pis taş döşeme ve ayakkabılardı - gerçek olan buydu

Şimdi, hem Boris hem de ben, güçlenmek için buradayız. Beyblade ile dünyayı ele geçirmeye çalışan Volkov tarafından kurulan
bu yerdeyiz.

Boris tekrardan ''Sen neye bakıyorsun, Yuri?'' diye sordu. Yüzüne baktım. Suskundu ama bir endişe vardı. Gerçek sorunun bu
olmadığını biliyordum.

Buradan sonra bize ne olacaktı? Büyük olasılıkla sormak istediği şey buydu. Burada dursaydık açlıktan veya soğuktan korkmazdık.
Huzur içinde uyuyabilirdik. Olanlara kıyasla, bu şey bir cennetti. Ama güçlü kalacağımız zaman, bu zamandı. Neredeyse bin
tane çocuk, dünyanın en güçlü Beybladeçisi olmak için eğitim alıyordu. Kaybettikleri anda her şey biterdi. Her gün, kaybeden
çocukların buradan kovulduğunu görüyoruz.

Boris, savaş ve eğitim günlerinin ne zaman biteceğini bilmemesinden endişeliydi. Eğitim günleri ve kazanma baskısı...

İçimdeki belirsizliği hissettirmedim. Kaybetmenin imkansız olduğunu biliyordum, çünkü herkesten daha güçlüydüm.

Peki neye bakıyordum? “Gelecek,” gülümsedim.

Beyblade ile dünyayı kontrol etmek. Önümde duran parlak yol buydu.

''-değil mi?''

Boris başını salladı. Belirsizlik izi yüzünden kayboldu.






  • 0
  • 0

Shukurenai72

  • *
  • Toplam İleti 415
  • BeyPuan 930
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #8 : Mayıs 06, 2020, 18:08:07 »
Çok çarpıcı ve yazınsal bir öyküydü. Bir an Raskolnikov'un öyküsünü okur gibi sezinledim kendimi. Takao Aoki bence animenin yanı sıra roman da yazabilecek nitelikte kesinlikle. İngilizce çevirinin niteliğinden mi bilmiyorum; ancak olay örgüsü, sözcük dizimi ve akıcılık bakımından son derece büyüleyiciydi.  8)
Uu, demek suç ve ceza okudun 8)
  • 0
  • 0

E_Kare

  • *
  • Toplam İleti 684
  • BeyPuan 3463
  • .
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #9 : Mayıs 06, 2020, 18:16:28 »
Spoiler
Takao Aoki arka plan hikayesine başlamadan şunları yazıyor:
"Yuri (İvanov) Bakuten Shoot'un ilk sezonunda Takao'nun son ve en güçlü rakibi olarak tanıtılmıştı.
Karakteri yarattığım andan beri (2000'in yazı) en beğendiklerimin arasındaydı, bu yüzden hemen nasıl yetiştirildiğini ve üzücü geçmişini başka fikirlerimle birlikte kaleme döktüm.
Bu yazdıklarımı mangaya da eklemek istemiştim ama kısmet değilmiş.
Arka plan hikayesini manganın 12. cildinin sonuna koymak istemiştim. 2003 sonbaharında fikir ve resimlerimi yazar Tachimori Megumi'ye kitaplaştırılması için getirdim.
Ne yazık ki çeşitli sebeplerden dolayı bu hikaye mangada yer bulamadı, ancak yazdıklarımı seve seve burada paylaşabilirim.   
Umarım Beyblade dünyasını mangadakinden farklı bir açıyla görmek hoşunuza gider."


1999 kışı:
Kuvvetli bir çarpışma sesiyle, havaya fırlayan Beyblade parçalara bölündü.
Sanki antrenman yapan 100'den fazla çocuk aynı anda nefeslerini tuttu ve Beyblade arenası sessizliğe büründü. Karşılaşmayı kaybeden ve Beyblade'i paramparça olan olan çocuğun çığılığı sonunda sessizliği bozdu.
Çocuğun çığlıkları kısa süre sonra diğer çocukların sesleri arasında kayboldu.

Yerde kıvrılmış dura çocuk yanından geçtiğim esnada dönüp bana baktı.
Gözünde sırf malubiyettinin acısı değil, güçlü savaşma arzusu da gözüküyordu. Ayağa kalkıp antrenmanına döndü, başka seçeneği yoktu. Ben dahil hiç birimizin başka seçeneği yoktu.

"Neye bakıyorsun orda, Yuri?" diye seslendi Boris çekinerek. Arkamda olduğunu biliyordum.
"Yağan kara" diye cevap verdim sorunun arkasındaki anlamı görmezden gelerek.
"Peki" diye cevap verdi, sonra sustu.
Kulaklarımızı Beyblade'lerin kükremeleri ve antrenman makinelerinde nefese nefese kalanların sesleri doldurmuştu. Volkoy'un davetini kabul ettiğimden beri her gün böyle geçiyordu.


Az uzakta Severodvinks limanı Barent denizine uzanıyordu. Kıyının ötesine deniz'in yüzeyi tamamen buz kaplıydı ve kar acımasızca yağmaya devam ediyordu. Toprağı görebileceğimiz kadar karların erimesine daha çok vardı.
Gerçeği isterseniz bu manzarayı büyüleyici buluyordum ve toprağın hiç gözükmemesini tercih ederdim.

"Kar ne hoş" dememden sonra Boris arkamdan yanıma geçip hafifçe kafa salladı. Bu düşünce sırf bize ait değildi, buradaki çoğu çocuk bu buzlar dünyasına bağlı hissediyordu.
Her şeyi gömüp vücudun titremesine sebep oluyordu ama olmazsa olmazdı.
Zengin fakir, mutlu mutsuz ayırt etmeden yağmaya devam ediyordu. Fakirlik ve mutsuzluğu iyi tanıyan, buraya zor hayatlarından kurtulmaya gelen çocukların karı sevmemesi olanaksızdı.
Karın acılı anıları nasıl gömdüğünü herkesten iyi biliyorlardı.

Mutlu anılarım da yok değil. Babam gururlu bir askerdi ve annem ise neşeli ve nazikti, ayrıca muhteşem bir aşçıydı. Anılarımın derinliklerinde evimizi dolduran sıcaklık ve gülüşmeler var, ancak bunlar uzak ve silik anılar.
SSBC'nin çöküşü ve peşinden gelen rejim değişikliğinde babam işini kaybetti, eski şanlı günlerinin özlemi onu alkolik olmaya itti. Bir zamanlar gururlu bir asker, şahane bie koca ve baba olan adam artık yoktu.
Sıkça bana ve anneme sebepsiz yere el kaldırırdı. Günlerini kendi zavallılığında boğularak geçiriyordu.

Bir zamanlar yüzünden gülüşü düşmeyen annemin burnunun direği sızlıyordu ve gözleri korku doluydu. Yarım yıl dayanabildi babama, sonrasında bizi terk etti.
Annemin kayboluşundan sonra babam daha da saldırganlaştı. Annem bir gün döner ve babam eskiden olduğu gururlu kibar adamı hatırlar umuduyla evde kaldım.
Boris'le tanıştığımda babamın zorlamasıyla ona içki ve yemek getirmek için hırsızlık yapıyordum. O da benimkine benzer bir durumdaydı ki tek bakışta anlamıştık birbirimizi.

İkimiz birlikte insanları dolandırdık. O günlerde gözle görürülür bir değişiklik olmasa da bizde, otaklığımız ikimizi de kurtarmıştı.
Dolandırıcı olduğumuz haberi kısa sürede kasabaya yayıldı ve bir gün kasabın tuzağına düştük. Bizimki gibi küçük ve fakir bir kasabada yasalar doğru düzgün işlemezdi, bizim gibi kaçışı olamayan bir tuzağa düştünümüz mü ayvayı yediniz.

Tam pes ettiğim anda Volkov elini uzattı. Ülke çapında atletik kabiliyetleri olan gençleri arıyordu. Başta davetinden şüphe duymuştum ve amacı nedir çözememiştim. Ayrıca kafayı yemiş olmasına rağmen yinede babam olan adamı
ve bir gün döneceğini umduğum annemi terk etmek istemedim. Eski anılara tutunuyordum, ancak aşağı baktığımda karşımdaki soğuk kaldırım ve içinden kirli tırnaklarım gözükecek kadar delik deşik olan ayakkabılarımın manzarası da görmezden gelinebilecek bir gerçeklik değildi.

Şimdi hem Boris hem ben burdayız, Volkov'un eğitim merkezinde. Güçlenmek istiyoruz. Dünya'yı Beyblade'lerimiz ile fethedeceğiz.

"Neye bakıyorsun orda, Yuri?" diye tekrar sordu Boris, yüzündeki endişeden aslında "peki burdan sonra ne olcaka bize" diye sormak istediğini anladım bu sefer.
Burda kalırsak ne aç kalacağız, ne soğuktan titreyeceğiz, hatta rahatça uyuyabiliriz de. Başımıza gelenlere kıyasla burası cennet gibi. Tabi güçlü kalabildiğimiz sürece burada kalabileceğiz.
Dünyaynın en iyi Beyblade'cisi olmak isteyen bine yakın çocuk vardı burada. Kaybeden eleniyor, her gün mağlupların eğitim merkezinden atıldığını izliyorduk.
Antrenmanların zorluğu kaybetme ihtimalinin baskısı Boris'i endişelendiriyordu.

Ancak ben bu endişeyi paylaşmıyordum. Biliyordum ki burada benden güçlüsü yok, yenilmem mümkün değil. 
Neye mi bakıyorum? "Geleceğe" deyip gülümsedim.
Dünyay'yı Beyblade'imle fethetmek, önümdeki parlak yol buna gidiyordu.
"bakacak başka yer mi var" dedim.
Boris kafasıyl onayladı, yüzündeki endişe kaybolmuştu.

Ah geç kalmışım
  • 0
  • 0

Takao

  • Dalgaakın Beyblade Takımı
  • *
  • Toplam İleti 5161
  • BeyPuan 10854
  • Foruma Hoş Geldiniz
    • Gereksiz Ekran
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #10 : Mayıs 06, 2020, 18:34:22 »
@Radek_Eren ve @E_Kare çeviri için teşekkür ederim. İkinize de 50'şer BeyPuan verdim. Bir tanesini konuya ekleyeceğim. Güzel bir hikaye olmuş.
  • 0
  • 0

b2028

  • *
  • Toplam İleti 1508
  • BeyPuan 763
  • Hadi kükre L-Drago Destructor!
    • Youtube Kanalım
Ynt: Yuri/Yuriy Ivanov Arka Plan Hikayesi
« Yanıtla #11 : Mayıs 26, 2021, 21:21:17 »
Manga için ağır kaçabilirdi bu hikaye.Muhtemelen bundan eklenmedi.
  • 0
  • 0