Neden bu serilere "rahatsız edici karakter" katma ısrarı var bilmiyorum. Belki de fikirleri tükendiği içindir. Ama bence Packun'un varlığı bile gereğinden fazlaydı bize. Belki de insanların bu tür gıcık hikayeleri takip edip, sonunda işlerin çözüldüğünü, veya Packun örneğinde, rahatsız edici karakterin mağlup olduğunu görmekten edindikleri bir tatmin olma hissi vardır. Bende yok. Ben sadece rahatsız olduğumla kalıyorum. Bu yüzden çevirmesi stresli bir bölümdü...
Bu 2 bölümlük arc'ta da "Dark Mother" arketipini irdelemişler. Şefkatli ebeveyn sıfatı altında çocuğunun (ve dolaylı yoldan kendisinin) hayatını cehenneme çeviren anne karakter hikayesi yani. Bunu çok görüyoruz. Dövüş sanatları ortamından geldiğim için, oradaki çocuklar dolayısıyla şahitlik etmiş oldum. Beyblade ortamında da gördüm. Sanırım bizim memlekette çok yaygın bir şey bu. Ne zamandır böyle bilmiyorum. Ama etraf artık 12 yaşına gelip kendi ayakkabısını bağlamayı bilmeyen çocuklarla dolu. Ve buna sebebiyet veren ebeveynlerle yüzleşmeye çalışırsanız, kendilerini haklı bulduklarını görürsünüz.
Bu bölüm de bizim için bu psikolojik aile içi soruna, dışardan bir insanın müdahalesi ile çare bulma örneği göstermiş. Bu ne kadar doğrudur bilemedim. Hiçbir zaman böyle gelişmez çünkü olaylar. Dark Mother kendisini hep haklı bulur, ve dışarda maruz kaldığı bu iyilik örneğinin parlak ışığı, içindeki şeytani ruh dolayısıyla gözlerini kamaştırır. Bu durumda da bir şeytanın yapabileceği tek şeyi yapar ve çocuğunun hayatını bin kat zehir eder. Kendisinden de, çevresinden de, anasından babasından da, hatta tüm dünyadan ve varoluşun kendisinden nefret eden bir çocuk yetiştirmiş olur. Bu yarattığı canavarı tabii ki kendisinin de sevmesi mümkün değildir. Kendi hayatı da cehennem olmuş olur. Nihayetinde yaptığı hata, cinayetten beterdir. Bir hayatı zehir etmiş olur. Ki genelde iş bununla bitmez. Nedenini bilmem ama, aileler genellikle en zayıf halka etrafında kurulmuş oluyor. Yani zehir edilen bir hayat, asla bir hayatla kalmış olmuyor. Ve tabii bu işin "gelecek" değerlendirmesi de var. Yaratılan bu lanet, kim bilir OTUZ BEŞ kuşak boyunca yankılanarak artacak bir negatif etkide bulunuyor. Bu sayı muhtemelen abartı bile değil.
Bu tür varlıkların neden üreme konusunda ısrarcı olduğunu sorgulamaya kalkacaktım ama, aslında cevabı da bariz. Zeka seviyesi düşüklüğü söz konusu olduğu zaman temel içgüdüleriyle hareket eden gelişmemiş yaşam formları olarak varoluşlarını sürdürmekten başka seçenekleri olmuyor. Bu dışardan bakınca ve daha kötüsü, bunların kendilerine ve/veya yetiştirdikleri "insanlara" maruz kalınca elbette son derece rahatsız edici. Ama bu sorunun ilk kurbanı tabii ki bu insanların kendileri. Geri zekalı insanlar gerçekten çok acı çeker. Etraflarında bir şeyler olup biter, hatta şanslılarsa birileri onlara laf anlatmaya çalışır. Ama kaderlerinde bunları asla anlayamayacak olmak vardır. Karanlık gerçekten.
-----
Neyse, bunun dışında, seride ünvan maçlarının çok kötü şekilde sunulduğunu düşünüyorum. İlk Şampiyonların belirlendiği maç, tarihi bir an olmalıdır. Ama Pendragon bu maçı NPC'lere karşı yapmış...
Tsubasa'nın çizdiği manga da estetik ve tema açısından bir Dragon Quest göndermesi. Söylemeden geçmeyeyim
