Beyblade - Burst Dynamite Battle - 15. Bölüm

Daichi

  • *
  • Toplam İleti 2628
  • BeyPuan 10638

Ynt: Beyblade - Burst Dynamite Battle - 15. Bölüm
« Yanıtla #1 : Ocak 20, 2022, 08:54:56 »
 Bölüm güzeldi basara yeni yaptığı beyblade ile belle meydan okudu

Spoiler
Belliali parçalayarak basara yendi daha sonra bell de üzülüp biraz yürüyüşe çıktı

Bell de beyblade ini geliştirmek istiyor bakalım nasıl bir şey olacak bu arada Rashad
Spoiler
artık insanların çakması olma be adam

Çeviri için teşekkürler
  • 2
  • 0

Takao

  • Dalgaakın Beyblade Takımı
  • *
  • Toplam İleti 5262
  • BeyPuan 10862
  • Foruma Hoş Geldiniz
    • Gereksiz Ekran
Ynt: Beyblade - Burst Dynamite Battle - 15. Bölüm
« Yanıtla #2 : Şubat 11, 2022, 02:03:54 »
Basara'nın parladığı bir bölümdü.
  • 1
  • 0

Penguen007

  • X Meta Chaser
  • *
  • Toplam İleti 1475
  • BeyPuan 36855
  • 🧙 Büyücü 🧙
    • Penguen007 YouTube Kanalı!
Ynt: Beyblade - Burst Dynamite Battle - 15. Bölüm
« Yanıtla #3 : Ekim 13, 2026, 00:54:27 »
Baş karakter(ler) ile antagonist arasındaki ideolojik ayrımı bu bölümle birlikte sezmeye başladım. Bell, en başından beri eskinin yanıp kül olup, yeninin doğmasını temsil ediyor. Sparking'in ağır ve geniş Beybladelerinin zaafını tanıyıp, yeni çağı bu şekilde ortaya çıkardı. Ama bu icadının da onu kör etmesine izin vermeyen doğası sayesinde, evrilmeye ve oyunu ilerletmeye devam etti. Bunun sonucunda Gearları icat etti. Yani sen veya ben olsak, "hayır ben küçük ve hafif Beybladelerin güçlü olduğunu kanıtlayan adamım" diyerek, aynı yoldan yürümeye çalışıp, gelişmeyi reddedebilirdik. Yeni çağını açtığımız oyunun süregelen değişimine ayak uyduramayıp, geldiğimiz kadar hızlı şekilde geri düşebilirdik. Ama Şeytan Kral böyle birisi değil.

Basara ise daha arada kalan ve ilginç bir karakter. NPC ile hakiki karakter arası bir şey yapmışlar sanki. Herkesin cidden hafife alacağı ama sonradan potansiyelini ortaya çıkaran bir tipleme. En baştan itibaren farklıydı. Solomon Beyblade'ini kullanıyordu ama bu Beyblade, Sparking Beyblade'i olmasına rağmen ilk görünüşünü Dynamite Battle sezonunda yaptı. Ve Death Layer'ı da zaten orijinalde kendisinin değil. Sonradan, Bell'in etkisi sayesinde, güçlenebilmesi ve yeni halinin doğabilmesi için, eski halinin ölmesi gerektiğini öğrendi ve Solomon'u attı. (Ve lanetli bir Beyblade olan Bahamut'u elde etti :D Lanetli diyorum çünkü bunu kullanan Beybladecilerin ömrü bir sezondan fazla olmuyor alşksdj)

Rashad ise bunun tam zıttını gösteriyor bize. Güçlü olmak için eski halinin geride kalmasının gerektiğini ve değişimin kabullenilmesinin şart olduğunu bilmemekten de öte, en baştan zaten kendisi olmak konusunda bile başarısız. Valt'a özendiği için onunla aynı Beyblade'i kullanıyor. Ama bu yolda ilerlerken kendisi de dersler alacak ve gelişecek.

Nihayetinde, bu da aslında Beyblade Burst'ün ilk iki sezondaki temel hikayesiyle ortaya koyduğu yaşam ağacına bağlanmış oluyor aslında. Anlatı hep, Beyblade'deki güç, sahip olunması gereken tavır, ve şeytani bir iradeye bürünmenin antitezleri üzerine oldu. Bu da, bazı karakterlerin, etraflarındaki karakterlerle mücadelesi üzerinden gösterildi çoğunlukla. Hep birilerinin, başkalarının tavırlarını değiştirmeye çalıştıklarını, veya bu tavırlarla uzlaştıklarını ve değiştirilmesinin gerekmediğini öğrendiklerini gördük. Ama bu sefer, birçok karakterin kendi içlerinde değişim ve gelişim süreçlerini, ve bu süreçlerin, hayatlarının hangi aşamasında birbirleriyle tanıştıklarına göre etraflarındaki insanları etkilediklerini ve belirlediklerini gözlemliyoruz. Yani iyinin son bölümde kötüyü yenmesinden ibaret bir anlatı söz konusu değil bu sezonda. Uzun vadeye yayılmış sosyal bir süreç var.

En baştan kısa bir özet geçiyorum:

Valt, Beyblade'e dair doğru tavra sahipti ama güçlü değildi, arkadaşlarıyla birlikte güçlenme sürecini, ve Red Eye'ı doğru tarafa geri çekmeyi başarmasını izledik.

Aiga, en baştan güçlüydü ama bir noktada şeytani irade tarafından kör edildi. Şeytani iradeye tamamiyle bürünmüş Phi'dan farklı olarak, bu yoldan döndü ve onu yenerek doğru yoldan ilerlemenin kazandıracağını gösterdi. (Aiga'nın mücadelesinin aslında kendi içinde olması, Dynamite Battle sezonuna benzer aslında.)

Drum, hem en baştan güçlüydü hem de oyuna dair her zaman doğru tavra sahipti. Ama Delta, hem Shu'ya hem de Phi'a benzer bir irade taşıyordu. Drum da, etrafındaki diğer karakterler tarafından en başta itici bir tipleme olarak algılansa da, şimdiye kadar seride görülmüş en sıkı arkadaş edinme yeteneğini gösterdi. Böylece sadece Delta'yı aşmakla kalmadı, onunla takım olarak kendi zihninin içinde sıkışıp kalmış olan Gwyn'i bile kurtardı. (Drum'ın, Delta'nın hayata bakışını sezon henüz bitmeden değiştirmiş olması da Dynamite Battle'ın gidişatına benzerlik taşıyor.)

Hyuga ve Hikaru, kardeş oldukları için, şimdiye kadarki arkadaşlık bağlarından farklı bir doğayı paylaşan karakterlerdi. Ne olursa olsun birbirlerinden ayrılamazlardı. Birbirlerine karşı olan gıcık tavırlarına dair ikisi de, diğer kardeşin bakış açısını değiştirmesi gerektiğini düşünüyordu. Ama sonradan aslında en başta itici gelen her tavrın değiştirilmesinin gerekmediğini, ve en yüksek güçlerinin birbirlerini oldukları gibi kabul etmekten geleceğini keşfettiler.

Bu sezonda ise, gidişat çok daha sosyal, birçok karakteri ilgilendiren, ve tüm sezona yayılmış şekilde ilerliyor diye görüyorum. Ama ilginç olarak, başkalarının tavırlarını değiştirmeyi de, başkalarının tavırlarını kabullenmeyi de öğretmeye çalışmamasına rağmen, karakterler birbirlerini gözlemleyerek tavırlarını değiştiriyor. Yani karşısındakini etkileme çabasından değil, kendi geçmişini geride bırakma çabasına odaklanmış olan karakterler, etrafındaki karakterlerin anima'sını etkiliyor. Yani kendileri bunu kastetmese de, bir Beybladecinin ne olabileceğine dair canlı birer örnek olarak var oluyorlar bu evrende istemsizce. Ve kendileri bunun farkında olmasa bile, bunun diğer Beybladeciler üzerinde derin etkileri oluyor.
  • 0
  • 0