Burst'teki baş karakterler gerçek hayatta karşıma çıksa şüphesiz tokat manyağı ederim. Bu tiplemeleri neden olabildiğince gıcık olarak tasarlıyorlar?
Bir diğer yorumum da şu şekilde: Burst'ün en başına dönüp bakarsanız, maçların yavaş yavaş değişerek hiç çaktırmadan gittikçe fantastikleştiğini fark edersiniz. Şimdiye kadar Burst serisine dair en çok takdir ettiğim şey buydu. Ama, bu bölümleri çevirirken duraksatarak tecrübe ettiğimden kaynaklandığını varsaydığım bir durum keşfettim. Fantastikliği artırma çabası biraz abartılmış gibi geliyor. 30'uncu bölüme kadar ben çevirdim. Gerisini normal şekilde izleyerek devam ediyorum. Sanırım izleme metodundaki bu ani değişim bu gerçeği yüzüme çarptı. Maçlarda ne olduğu anlaşılmıyor. Sadece uçuşan renkler ve şekiller var, odaklanması ve ne olup bittiğini kavraması çok zor. Hatta bence ortada algılanabilecek bir aksiyon bile dönmüyor. Küp şeker yemek gibi. Evet, çok tatlı ve stimüle edici, ama hoş bir tecrübe değil.